Soğuk ve dondurucu bir kış gecesi idi. Annesi yattığı yerden oğluna seslenip su istedi. Bâyezîd-i Bistâmî hemen fırlayıp su testisini almaya gitti. Fakat testide su kalmamış olduğundan çeşmeye gidip, testiyi doldurdu. Buzlarla kaplı testi ile annesinin başına geldiğinde, annesinin tekrar dalmış olduğunu gördü. Uyandırmaya kıyamadı. O halde bekledi. Nihâyet annesi uyandı ve "Su, su!" diye mırıldandı.
Eyüp Sultan hazretlerinin ismi, Hâlid bin Zeyd’dir. Eshâb-ı kirâmın büyüklerindendir. Resûlullah efendimiz hicret edince, onun evinde 7 ay misafir kaldı. O, bütün gazalarda bulundu. Hicrî 50 yılında, Süfyân bin Avf emrinde İstanbul’a gelen, içlerinde Yezîd’in de bulunduğu asker arasında 33 Sahâbî vardı. Bunlardan Hazret-i Hâlid, dizanteriden vefât ederek şehit oldu. İstanbul surları önünde hastalanarak yatağa düşen Ebû Eyyûb-i el-Ensârî’ye vasiyeti sorulunca şöyle buyurdu:
Dinimiz iyi bilinirse görülür ki, Allahü teâlâ, insanlara daima merhamet ve şefkat ve af ile muamele etmeyi, kendilerine fenalık yapanları affetmeyi, daima güler yüzlü ve tatlı sözlü olmayı, sabırlı hareket etmeyi, işlerinde daima dostlukla anlaşmayı emretmektedir.
Hakiki Müslümanlar, diğer bütün dinlere karşı büyük bir müsamaha göstermişler, değil Hıristiyan ve Yahudileri zorla Müslüman yapmak ve onların ibadethanelerini tahrip etmek, aksine, onlara yardım, hatta kiliselerini tamir etmişlerdir.
Müslümanlar arasından Hıristiyanlara fena muamele edenler çıkmamış mıdır? Çıkmış olabilir. Fakat bunlar, hem miktarca çok az, hem de, dinimizin emirlerini bilmeyen cahiller idi. Bunlar nefslerine uyarak hareket etmişler ve cezaları bizzat Müslümanlar tarafından verilmiştir.
İslâm âlimlerinin ve evliyânın büyüklerinden. Asıl adı Muhammed’dir. Lakabı Celâleddîn olup, Anadolu’ya gelip yerleştiği için, Rûmî diye anılmıştır. Ayrıca, Molla Hünkâr, Hüdâvendigâr,Sultân-ül-âşikîn, Sultân-ül-Mahbûbîn,Mollay-ı Rûm gibi lakablarla da anılmış olup, Mevlânâ diye meşhûr olmuştur. Mevlânâ, efendimiz demektir. Soyundan gelenlere Çelebi denmektedir. Babası Sultân-ül-ulemâ Muhammed Behâeddîn Veled, annesi Mü’mine Hâtun’dur. Soyu baba tarafından hazret-i Ebû Bekr-i Sıddîk’a, anne tarafından İbrâhim Edhem hazretlerine ulaşmaktadır. 1207 (H.604) senesinde Belh şehrinde doğdu. 1273 (H. 672) senesinde Konya’da vefât etti.