Peygamber Efendimizin Gençliği Yazdır
Çarşamba, 14 Şubat 2007
ImageHer bakımdan insanların en üstünü olan Muhammed aleyhisselâm, daha gençliği sırasında Mekke halkı arasında diğerlerinden farklı olarak çok sevilmiştir. Güzel ahlâkı, insanlara görülmemiş bir şekilde iyi davranması, sakinliği, yumuşaklığı ve diğer üstün halleriyle insanlar arasında fevkalade farklılığı ile herkes O'na hayran olmuştur. Mekke halkı, O'nda gördükleri şaşılacak derecedeki doğru sözlülük ve güvenilirlikten dolayı da O'na "El-emin (Güvenilir)" dediler ve gençliğinde bu isimle meşhur oldu.

Muhammed aleyhisselâm yirmi yaşlarında bulunduğu sıralarda, Mekke'de asayiş tamamen bozularak zulüm son derece yaygınlaşıp mal, can ve namus emniyeti kalmamıştı. Mekke'nin yerli halkı, ticaret için ve Ka'be'yi ziyaret maksadıyla gelen yabancılar haksızlığa ve zulme uğruyorlar, haklarını almak için müracaat edecek bir merci de bulamıyorlardı. Bu sırada ticaret maksadıyla Mekke'ye gelen Yemenli bir tüccarın malları, As bin Vâil adında bir Mekkeli tarafından zorla elinden alınıp gasp edilmişti. Bu hadise üzerine Yemenli," Ebû Kubeys" dağına çıkıp feryat ederek hakkının alınması için kabilelerden yardım istemişti. Artık zulmün had safhaya ulaştığını dile getiren bu tip hadiseler üzerine Haşim ve Zühre oğulları ve diğer kabilelerin ileri gelenleri Abdullah bin Cedan'ın evinde toplandılar. Yerli, yabancı hiç kimseye zulüm ve haksızlık yapılmamasına, zulme mani olmaya ve haksızlığa uğramış olanların haklarını almaya karar verdiler ve bu maksatla bir adalet cemiyeti kurdular. Muhammed aleyhisselâmın genç yaşta katıldığı ve kuruluşunda da çok tesirli olduğu bu cemiyete, daha önceden de Fadl adındaki iki kişi ile Fudayl adında biri tarafından kurulup zamanla unutulan böyle bir cemiyeti de hatırlatmak bakımından Fadılların yemini mânâsında "Hılf-ul Fudul" Cemiyeti denildi. Bu cemiyet, zulmü önleyip Mekke'de bozulmuş olan asayişi yeniden kurdu. Tesiri uzun müddet devam etti.

Muhammed aleyhisselâma peygamberlik bildirildikten sonra Eshâb-ı kirama anlatıp: (Abdullah bin Ced'anın evinde yapılan yeminleşmede ben de bulundum. Bence o yeminleşme kırmızı tüylü develere (servete) sahip olmaktan daha sevimlidir. Şimdi de böyle bir meclise çağrılsam icabet ederim.) buyurdu. Mekkeliler öteden beri, ticaretle uğraşarak geçimlerini sağlarlardı. Muhammed aleyhisselâmın amcası Ebû Talib de ticaretle uğraşıyordu. Muhammed aleyhisselâm yirmibeş yaşında bulunduğu sıralarda Mekke'de geçim sıkıntısının iyice artması üzerine Mekkeliler Şam'a gitmek üzere büyük bir ticaret kervanı hazırlamıştı. Ebû Talib, yeğeni Muhammed aleyhisselâma bu kervana katılmasını tavsiye etti. Amcası Ebû Talib'in bu tavsiyesi üzerine Mekke'de üstün ahlâkı ve meziyetleriyle tanınan ve "Tahire (çok temiz)" lakabıyla anılan hazreti Hatice'nin mallarını götürüp satmak üzere bu ticaret kafilesine katıldı. Bu işe büyük bir memnuniyet gösteren hazreti Hatice, kölesi Meysere’yi de O'nun yanına yardımcı olarak vermişti. Üç ay süren bu ticaret seferi sırasında kervanda bulunanlar Muhammed aleyhisselâmın üzerinde O'nu gölgeleyen bir bulutun ve kuş şekline giren iki meleğin O'nunla birlikte sefer bitinceye kadar hareket etmesi, yolda yürüyemeyecek derecede yorulup kervandan geri kalan iki devenin ayaklarını eliyle sığamasından sonra develerin birden süratlenmesi gibi nice harikulade hallerini görünce, O'nu son derece sevip şanının çok yüce olacağını anlamışlardı. Busra denilen yere vardıklarında, daha önce amcası Ebû Talib'le ticaret için geldiklerinde konakladıkları manastırın yakınında bir yerde bu seferde de konaklamışlardı. Gördüğü bir çok alametlerden O'nun son peygamber olacağını anlayıp söyleyen rahip Bahira ölmüş, O'nun yerine Nastura adında başka bir rahip geçmişti.

ImageManastırın yakınına gelip konan Kureyş kervanını seyreden rahip Nastura yakınında bulunan bir kuru ağacın altına birinin oturmasıyla birlikte yeşermesini görerek koşup geldi. Bir elinde bulunan sahifede yazılı olanlara, bir de Muhammed aleyhisselâmın yüzüne bakıyor ve baktıkça da hayrete düşüyordu. Nastura bildiği, duyduğu ve okuduğu alametleri aynen görüp, Muhammed aleyhisselâmı göstererek: (İsa aleyhisselâma İncil'i indiren Allah hakkı için bu zat son peygamber olacaktır. Ne olaydı ben O'nun peygamber gönderilerek emrolunduğu zamana ulaşsaydım) dedi. Muhammed aleyhisselâm Busra pazarında Hatice Hatunun mallarını satarken de O'nunla pazarlık yapan bir Yahudi inanmadığı için (Lât ve Uzzâya «iki put ismi» yemin et ki inanayım) deyince Muhammed aleyhisselâmın (Ben o putlar adına asla yemin etmem! Onların yanından geçerken yüzümü başka tarafa çevirerek geçerim) cevabını alınca O'ndaki diğer alametleri de gören Yahudi: (Söz senin sözündür. Vallahi bu zat peygamber olacak bir kimsedir ki, âlimlerimiz kitaplarda bunun vasfını bulmuşlardır.) diyerek hayranlığını açıkladı.

Kureyş kervanı ticaretini tamamlayıp Mekke'ye dönünce, kervanda bulunan ve Hatice hatunun akrabası olan Zübeyr ve kölesi Meysere Muhammed aleyhisselâm hakkında işittiklerini ve gördüklerini Hatice hatuna bir bir anlattılar. Hatice hatun mallarını satmak üzere teslim ettiği Muhammed aleyhisselâmın bereketiyle iyi kâr getirdiğini görerek çok memnun olmuştu. Fakat o bundan ziyade kervanı karşıladığı sırada Muhammed aleyhisselâmı gölgeleyen iki meleği görmesi ve ticaret seferi sırasında vuku bulan harikulade hallerin kölesi Meysere tarafından teker teker anlatılması üzerine hemen amcasının oğlu Varaka bin Nevfel'e gitti. Varaka bin Nevfel, putlara tapmayan okumuş ve çok bilgili, yaşlı bir Hıristiyan idi. Daha önceden de rüyasında gökten ayın inip koynuna girip, koltuğundan çıkarak bütün alemi aydınlattığını gördüğünü Varaka bin Nevfel'e anlatan Hatice hatuna Varaka bin Nevfel: (Ahir zaman peygamberi doğmuştur. Sen onun hanımı olursun. Senin zamanında ona vahiy gelir. Onun dini bütün âlemi doldurur. Sen ona en önce îmân eden olursun. O peygamber, Kureyş kabilesinin Haşim oğulları kolundan olacak...) demişti.

ImageHatice hatun bu defa kölesi Meysere'nin anlattığı şeyleri de Varaka bin Nevfel'e söyleyince, o da hayrete düşüp: (Bu söylediklerinden anlaşılıyor ki, şüphesiz Muhammed aleyhisselâm bu ümmetin peygamberi olacak. Ben zaten bu ümmetten bir peygamberin çıkacağını biliyor ve onu bekliyordum. Bu zaman onun tam zamanıdır.) dedi. Böylece hazreti Hatice'nin sevgisi ve itimadı daha da arttı.

Muhammed aleyhisselâm 12 yaşında iken amcası Ebu Talib ile ticaret için Busra'ya kadar, 17 yasında iken amcası Zübeyr ile Yemen'e, 20 yaşında hazreti Ebû Bekir ile Şam'a ve 25 yaşında iken hazreti Haticenin mallarını satmak üzere Şam'a olmak üzere dört defa seyahate çıktı. Bu seyahatlerinden başka hiç bir yere seyahat yapmadı.
 
< Önceki   Sonraki >