Peygamberimizin Soyu Yazdır
Çarşamba, 14 Şubat 2007
ImageMuhammed aleyhisselâmın nuru, Âdem aleyhisselâmdan itibaren temiz babalardan ve temiz analardan geçerek gelmiştir. Kur'ân-ı kerîmde Şu'ârâ sûresi 219. âyetinde, (Sen, ya'ni senin nurun, hep secde edenlerden dolaştırılıp, sana ulaşmıştır.) buyurulmaktadır. Hadîs-i şerifte de; (Allahü teâlâ insanları yarattı. Beni insanların en iyi kısmından vücûda getirdi. Sonra, bu kısımlarından en iyisini Arabistan'da yetiştirdi. Beni bunlardan vücûda getirdi. Sonra evlerden, ailelerden en iyisini seçip, beni bunlardan meydana getirdi. O hâlde, benim ruhum ve cesedim mahlûkların en iyisidir. Benim silsilem, ecdadım en iyi insanlardır.) buyuruldu.

Yaratılan ilk insan olan Âdem aleyhisselâm, Muhammed aleyhisselâmın zerresini taşıdığı için alnında onun nuru parlıyordu. Bu zerre hazreti Havva' ya, ondan da Şît aleyhisselâma ve böylece, temiz erkeklerden temiz kadınlara ve temiz kadınlardan temiz erkeklere geçti. Muhammed aleyhisselâmın nuru da, zerre ile birlikte alınlardan alınlara geçti. Melekler ne zaman Âdem aleyhisselâmın yüzüne baksalar alnında Muhammed aleyhisselâmın nurunu görürler ve ona salevât okurlardı. Yani; (Allahümme salli âlâ seyyidinâ Muhammed) derlerdi. Âdem aleyhisselâm vefat edeceği zaman oğlu Şît aleyhisselâma dedi ki: (Yavrum! Bu alnında parlayan nur, son peygamber olan Muhammed aleyhisselâmın nurudur. Bu nuru, mü'min, temiz ve afif hanımlara teslim et ve oğluna da böyle vasiyet et!).

Muhammed aleyhisselâma gelinceye kadar, bütün babaları, oğullarına böyle vasiyet etti. Hepsi bu vasiyeti yerine getirip, en asil, en kibar kız ile evlendi. Nur, temiz alınlardan, temiz kadınlardan geçerek sahibine yetişti. Resûlullahın dedelerinden birinin iki oğlu olsa, yahut bir kabile iki kola ayrılsa Muhammed aleyhisselâmın soyu, en şerefli ve hayırlı olan tarafta bulunurdu. Her asırda onun dedesi olan zât, yüzündeki nurdan belli olurdu. Onun nurunu taşıyan seçilmiş bir soy vardı ki, her asırda bu soydan olan zâtin yüzü pek çok güzel ve nurlu olurdu. Bu nur ile kardeşleri arasında belli olur, içinde bulunduğu kabile başka kabilelerden daha üstün, daha şerefli olurdu. Âdem aleyhisselâmdan beri evlattan evlada geçerek gelen bu nur İbrahim aleyhisselâma, ondan da oğlu İsmâ’il aleyhisselâma geçmiştir. Onun da alnında sabah yıldızı gibi parlayan nur, evlatlarından (Me'ad) ve (Nizar)'a intikal etmiştir. Nizar doğunca babası Me'ad, oğlunun alnındaki nuru görüp sevinmiş, büyük ziyafet vermiş ve böyle oğul için, bu kadar ziyafet az bir şey dediği için oğlunun adı, Nizar (az birşey) kalmıştır.

Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm, Kureyş kabilesinin Haşim oğulları kolundandır. Babası Abdullah'dır. Abdullah'ın babası Abdülmuttalib, annesi de Fâtımâ binti Amr'dır. Peygamberimiz aleyhisselâmın dedesi Abdülmuttalib, Mekke'nin hakimi ve Arapların şeref itibariyle en üstün kabilesi olan Kureyş kabilesine mensuptu. Abdülmuttalib'in alnında Muhammed aleyhisselâmın nuru parladığından Kureyş kavmi onunla bereketlenirdi. Peygamberimizin dedesi Abdülmuttalib, oğulları arasında en çok Abdullah'ı severdi. Çünkü onun alnında Muhammed aleyhisselâmın nuru parlıyordu. Abdullah'ın güzelliği Mısır'a kadar şöhret bulmuştu. Alnındaki nurdan dolayı iki yüze yakın kız, onunla evlenmek arzusu ile Mekke'ye gelmişti.

ImageAbdülmuttalib ise Onu, her yönüyle ona denk olan bir kız ile evlendirmek istiyordu. Bunun için Benî Zühre kabilesinin büyüğü Veheb bin Abd-i Menafin kızı Amine'yi oğlu Abdullah'a istedi. Veheb'in kızı Âmine, hem güzellik, hem ahlâk, hem de neseb itibariyle Kureyş kızlarının en üstünü idi. Ayrıca soy bakımından Abdullah ile bir kaç batın yukarda birleşmekte idi. Abdülmuttalib, Veheb'in kızını oğlu Abdullah'a isteyince Veheb şöyle dedi: "Ey amcam oğlu, biz bu teklifi sizden Önce aldık". Âmine'nin annesi bir rüya gördü. Anlattığına göre evimize bir nur girmiş aydınlığı yeri ve gökleri tutmuş. Ben de bu gece rüyamda dedemiz İbrahim aleyhisselâmı gördüm. Bana, Abdülmuttalib'in oğlu Abdullah'la kızın Âmine'nin nikâhlarını ben kıydım. Sen de onu kabul et, dedi. Bugün sabahtan beri bu rüyanın tesiri altındayım. Acaba ne zaman gelecekler, diye merak ediyordum." Bu sözleri duyan Abdülmuttalib sevincinden (Allahü Ekber! Allahü Ekber!) diyerek tekbir getirdi. Nihayet oğlu Abdullah'ı, Veheb'in kızı Âmine ile evlendirdi.

Abdullah, Âmine ile evlenince alnında parlayan nur, hazreti Âmine'ye intikal etti.

Hazreti Âmine hamile iken kocası Abdullah ticaret için Şam'a gitmişti. Dönüşünde hastalanıp Medine'ye geldiği sırada dayılarının yanında vefat etti. Bu haber Mekke'de duyulunca çok büyük bir üzüntüye sebep oldu.

Peygamberimiz aleyhisselâmın babası Abdullah, oğlu doğmadan önce vefat edince melekler, (Ey Rabbimiz, Resulün yetim kaldı) dediler. Allahü teâlâ; (Onun koruyucusu ve yardımcısı benim), buyurdu.
 
< Önceki   Sonraki >